25 Eylül 2012 Salı

Japonya'da degilim ama olsun:)

Efenim mutfaktaki çalışmalarımın sonuçlarından biri:)
Dün bu fotoğrafı telefonumdan yüklemiştim. Sanıyorum boyut ayarlarıyla oynamam gerekecek. Bilgisayar ekranında kuş gibi görünüyormuş:)

Bu arada fotoğrafını çekemediğim daha nice suşiyi çoğunluğu Çinli olan ofis arkadaşlarıma getirdim. Uzak doğu lezzetlerini bilen birer uzman olarak denesinler, yorumlasınlar diye. İlk sefer için oldukça başarılı buldular. Şimdi onlar için çiğ pişmiş farketmediği için benim seçme malzemelerle yaptığım suşi onlara yavan gelmiş olabilir. Çok da nazikler, olumsuz hiçbirşey söylemediler. Vallahi Türk damak tadın agaayet uygun benim bu deneme.

Şimdi etrafta onlarca yemek bloğu ve uzmanlar varken benim buradan suşi tarifi vermem doğru olur mu bilmem ama, nacizane paylaşmak istedim.

Malzemeler:
Suşi pirinci için
-3 bardak pirinç,
-1/2 bardak pirinç sirkesi,
-1 çay kaşığı tuz
-2 yemek kaşığı şeker

Suşi için
-deniz yosunu
-avokado
-sahte yemgeç eti (fake crab meat diye satılıyor)

Sos için
-soya sosu
-vasabi sos

Ayrıca
-zencefil turşusu

Hazırlanışı: Pirinci 1:1 ölçü ile haşlıyoruz ve ocaktan alırken sirke, tuz ve şekeri ilave ediyoruz. Mümkünse ahşap bir kabın içinde yine tahta kaşık yardımıyla soğutuyoruz.
Düz bir zemine serdiğimiz yosunun üzerine pirinci eşit şekilde yayıp, rulo yapınca ortaya gelecek şekilde avokado ve yengeç etini koyuyoruz. Yaprak sarabilen Türk hanımlarının bir yorun yaprağını saramaması gibi birşey sözkonusu olamaz:) Sonra dürüm misali sarıyoruz hepsini, yosunun uçta kalan kısmına biraz soya sosu sürünce dürüm de açılmıyor. Dürümü keskince bir bıçakla istediğimiz kalınlıkta keserek suşiye son halini veriyoruz. İçine türlü türlü malzeme konabilir, alternatif çok.

Soya sosu ve avokado ile servis ediliyor. Ayrıca suşiler arasında zencefil turşusu yenirse, bir sonraki lokmaya geçmeden önce ağızdaki tat nötrleniyormuş (Bir şey daha öğrenmiş oldum-Parfüm kokuları karışmasın diye önce kahve koklatıldığı geldi aklıma).

Şimdi telefondaki bir iki fotoğrafı daha eklemeye çalışalım bakalım, tüm süreç görülebilsin diye.

 




5 Temmuz 2012 Perşembe

Uzakdoğuda son demler

Yaaaa inanamıyorum tam bir sene geçmiş en son paylaşımın üzerinden. Sanki bir kaç ay uzak kalmışım gibi geliyordu bana oysa. Ben bu senede neleer yaptım neler. Paylaşacak ne çok şey vardı oysa... Hadi bakalım, belki bundan sonra biraz daha ciddiyetle yazarım. Fotoğraf çekmeye, yaptıklarımı yazılı anlatmaya üşenmem...

Uzakdoğuda son demlerimi yaşıyorum malum. Hazır buradayken birkaç güzel uzakdoğu yemeği öğreneyim, melekete dönünce eşe-dosta, misafire yapayım dedim. Birkaç tarifim oldu elimde ama bu malzemeleri Türkiye'de bulmam ne mümkün. Olabilecek en yakın malzemeyle en yakın tatları yakalamaya çalışırım artık.
Favori yemeğim Şanghay usulü tatlı ekşi soslu balık:) Yaa ben bu blogda nasıl fotoğraf yayınlandığını bile unutmuşum yaaa...

21 Haziran 2011 Salı

Fondü aşkı !

Diyet biteli çok oluyor... İstediğim kiloya da ulaşmıştım değil mi:) Şimdi eski yeme alışlanlıklarına geri dönme zamanı. Şimdilik çikolatalısını denedim. Sonuç mükemmel:)

İlk fırsatta peynir eriterek de deneyeceğim.


20 Haziran 2011 Pazartesi

Dansediyorum... taralaralaaararaaaaaa:)


Dansediyorum...
Etmeye çalışıyorum...
Yok yok öğreniyorum:)
Üç hafta kadar önce tango dersleri almaya başladım. Çok uzun zamandır istediğim ama bir türlü başlayamadığım danstı. Gerçi yalan olmasın, salsa mı tango mu ya da başka birşey mi ne olacağına bir türlü karar veremiyordum. Salsaya daha çok eğilimliyken, bir arkadaşımın beni milongaya götürmesiyle evet dedim, tangodur dans. Hem dansı çok sevdim, hem dans ayakkabılarını, hem de kıyafetleri...
Evet tahmin edileceği gibi daha ilk derse başlamadan dikeceğim dans eteklerinin hayalini kurmaya başladım. Saçıma takacağım tokadan, süreceğim ojeye kadar...

Efenim renkli, simli, pullu tokalar yaptım. Bilahare fotoğraflarını koyacağım.
Burada düzgün kumaş yok diye taa Shenzhen'e (Çin) gidip metrelerce kumaş aldım. (Bilmeyenler için not: Burası Hong Kong)
Daha dans ayakkabılarımın siparişini veremeden, ayakkabıları taşımak için şık çantalar yaptım:)
Youtube'daki nerdeyse bütün tango videolarını izledim...
Vur diyince öldür böyle birşey olsa gerek...

Bugün pullu ayakkabı çantamız huzurunuzda olacak.

Malzemeler: Saten kumaş, pul işlemeli tül kumaş ve iki ucu püsküllü kalın ip


Çantanın boyutunu ben ayakkabı sığacak kadar hesapladım. Sonra ön ortaya gelecek şekilde pullu kumaşı kesip, (makine pul dikmediği için) elde saten kumaşın üstüne iliştirdim.



Dikişi arka ortaya gelecek şekilde bir torba diktim. Sonra torbanın ağzını, içinden ip geçirilecek şekilde kıvırdım.


Bu da bitmiş hali... Güya ayakkabı çantası ama şu haliyle bütün el çantalarımdan daha şık ve süslü oldu.
Öyle şıkır şıkır süslenip dans gecelerine giderken elimde naylon çantayla ayakkabı taşımayayım değil mi:)

24 Mart 2011 Perşembe

Birisi keçe mi dedi?

Keçe işi yapmak çok zevkli, onlar ne güzel renkler öyle... Bunlar da benim yaptıklarımdan örnekler. Dekoratif nazarlık, telefon kapları...








Yar bana bir eğlence...

Geçen hafta, daha önceden çanta yapmak için aldığım kumaşları bir önlükle değerlendirmeye karar verdim. Sonuç aşağıda. Gördüğünüz üzere önlük iki taraflı. Ön yüzü kot kumaştan, arka yüzünü de pötükare (böyle yazılıyordur umarım:)) kumaştan yaptım. Her iki yönüde kullanılabilir. Yemek yaparken ki moduma göre artık:)  Ayrıca bu model herhangi bir kuşak bağlamak zorunda olmadığınız için çok kullanıştı. Önlüğü giyiyorsunuz bitiyor.




Bu da artan kumaştan yaptığım minik kese. Boyutları yaklaşık 15 x 20 cm. Sabah kahvaltısı için hazırladığım sandviçimi önce bu keseye sonra çantama koyuyorum, renkli renkli görmek pek hoşuma gidiyor.



Diyetteyim

Son günlerdeki eğlencem, daha doğrusu meşgalem, kalori hesabı yapmak:) Tahmin edileceği üzere diyet yapıyorum. Hayatımın en ciddi diyeti denebilir. Elimde bir mutfak terazisi, ekmek, peynir, elma.. herşeyi tartıyorum. Ne gıcıkmış yediklerine sınır koymak. İnsan gecenin bir vakti koca bir dilim çikolatalı pasta yemeyi özlüyor. Ama çekilen eziyetin sonucunu görmek çok sevindirici. Birinci haftanın sonunda diyetimin başarılı gittiğini anlıyorum. Ne diyim, diyet yapan herkese allah sabır versin:)

Bu arada taaa yıllar önce öğrendiğim bir kalori hesabı var, paylaşmadan edemeyeceğim.
Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu kaloriyi hesaplıyoruz. Sonra da normalde almamız gereken kaloriden günlük 500 kal. azaltıyoruz. Günlük 500 kalori, haftada yarım kilo vermek anlamına geliyor (ideal olanı yani:))

Hesaplama şöyle; kilonuz x 24 +500 = günlük kalori ihtiyacımız
kilo x 24, vücudun normalde yaktığı kaloriyi, 500 kalori de günlük hareketlerimizle yaktığımız miktarı gösteriyor.

Örneğin ben, 60 kiloyum, 60 x 24 +500 =1940 kalori almam gerekir. Ben günlük 1400 kalori kadar almaya çalışıyorum ki, bir ayın sonunda 58 olayım:) İnanıyorum kesin olacağım:)))