26 Eylül 2012 Çarşamba

Dim Sum, Yum Chau

Bugün Hong Kong kahvaltisindan bahsetmek isterim. Madem yasadik burada onca yil, bildiklerimizi de aktaralim değil mi.

Bizim bildigimiz anlamda bir kahvalti degil bu oncelikle, cogunlugunu buharda pismisler olusturmak uzere cesitli manti benzeri hamur isleri. Bu memlekette dim sum genellikle 11-15 arasi servis ediliyor. Ben de aslinda su anda bir restorandayim- tek basima geldim- yemekler geldikce fotograflarini cekip, aciklamalarini yazayim diyorum.

Dusunuyorum da aslinda bu dim sum salonlariyla da ilgili yazacak cok sey var. Bir telefon ekranindan bunlari yazmaya calistigim icin, bir baska sefere erteliyorum artik. Bu sefer sadece yemekler.

Oncelikle bos kaplar ve gelen iki demlik, biri cay biri su dolu. Suyun amaci Turk cayinda oldugu gibi cayi yumusatmak degil, masadaki kap kacagi yikamak. Foyografta gordugunuz buyukce kap da bir nevi bulasik legeni isi goruyor.

(Fotograflari kendi kafana gore siraladin ya blogger, alacagin olsun- neyse devam edelim)

Seffaf gorunen hamurlar pirinc unundan ya da nisastasindan yapiliyor. Bugun benim siparis ettiklerimden birisi karidesli, birisi ispanakli, birisi de yumurta sarili. Yumurtali olan favorim:)
Turkiye'ye donunce ozlenecek tatlar.
Fotografta goreceginiz ahsap kap da buharda pisirme icin. Bunlar sofraya ustuste geliyor, pistikleri gibi. Bakalim hepsini bitirebilecek miyim:) Buraya yolu dusecek herkese tavsiye ediyorum. Dim sum mutlaka deneyin:)

Bir de menunun fotografini ekleyelim, tamamdir:) Turkce bir blogda Cince bir menuyu kim anlar? Olsun, fikri gorur, diger yemeklerin fotograflarini gorur.

Bulutlu bir günde Hong Kong. Bir büyüğümün deyimiyle üç boyutlu şehir.  Seviyorum seni ve eminim özleyeceğim.

25 Eylül 2012 Salı

Chinese Knot

Küçüklüğümden beri cin düğümü diye bildiğim şeyin sanıyorum aslı Çin düğümüymüş. Yüzyılların geleneğinden birkaç örnek. Üstelik bir Türk kızının elinden:)

malzemeler

Japonya'da degilim ama olsun:)

Efenim mutfaktaki çalışmalarımın sonuçlarından biri:)
Dün bu fotoğrafı telefonumdan yüklemiştim. Sanıyorum boyut ayarlarıyla oynamam gerekecek. Bilgisayar ekranında kuş gibi görünüyormuş:)

Bu arada fotoğrafını çekemediğim daha nice suşiyi çoğunluğu Çinli olan ofis arkadaşlarıma getirdim. Uzak doğu lezzetlerini bilen birer uzman olarak denesinler, yorumlasınlar diye. İlk sefer için oldukça başarılı buldular. Şimdi onlar için çiğ pişmiş farketmediği için benim seçme malzemelerle yaptığım suşi onlara yavan gelmiş olabilir. Çok da nazikler, olumsuz hiçbirşey söylemediler. Vallahi Türk damak tadın agaayet uygun benim bu deneme.

Şimdi etrafta onlarca yemek bloğu ve uzmanlar varken benim buradan suşi tarifi vermem doğru olur mu bilmem ama, nacizane paylaşmak istedim.

Malzemeler:
Suşi pirinci için
-3 bardak pirinç,
-1/2 bardak pirinç sirkesi,
-1 çay kaşığı tuz
-2 yemek kaşığı şeker

Suşi için
-deniz yosunu
-avokado
-sahte yemgeç eti (fake crab meat diye satılıyor)

Sos için
-soya sosu
-vasabi sos

Ayrıca
-zencefil turşusu

Hazırlanışı: Pirinci 1:1 ölçü ile haşlıyoruz ve ocaktan alırken sirke, tuz ve şekeri ilave ediyoruz. Mümkünse ahşap bir kabın içinde yine tahta kaşık yardımıyla soğutuyoruz.
Düz bir zemine serdiğimiz yosunun üzerine pirinci eşit şekilde yayıp, rulo yapınca ortaya gelecek şekilde avokado ve yengeç etini koyuyoruz. Yaprak sarabilen Türk hanımlarının bir yorun yaprağını saramaması gibi birşey sözkonusu olamaz:) Sonra dürüm misali sarıyoruz hepsini, yosunun uçta kalan kısmına biraz soya sosu sürünce dürüm de açılmıyor. Dürümü keskince bir bıçakla istediğimiz kalınlıkta keserek suşiye son halini veriyoruz. İçine türlü türlü malzeme konabilir, alternatif çok.

Soya sosu ve avokado ile servis ediliyor. Ayrıca suşiler arasında zencefil turşusu yenirse, bir sonraki lokmaya geçmeden önce ağızdaki tat nötrleniyormuş (Bir şey daha öğrenmiş oldum-Parfüm kokuları karışmasın diye önce kahve koklatıldığı geldi aklıma).

Şimdi telefondaki bir iki fotoğrafı daha eklemeye çalışalım bakalım, tüm süreç görülebilsin diye.

 




5 Temmuz 2012 Perşembe

Uzakdoğuda son demler

Yaaaa inanamıyorum tam bir sene geçmiş en son paylaşımın üzerinden. Sanki bir kaç ay uzak kalmışım gibi geliyordu bana oysa. Ben bu senede neleer yaptım neler. Paylaşacak ne çok şey vardı oysa... Hadi bakalım, belki bundan sonra biraz daha ciddiyetle yazarım. Fotoğraf çekmeye, yaptıklarımı yazılı anlatmaya üşenmem...

Uzakdoğuda son demlerimi yaşıyorum malum. Hazır buradayken birkaç güzel uzakdoğu yemeği öğreneyim, melekete dönünce eşe-dosta, misafire yapayım dedim. Birkaç tarifim oldu elimde ama bu malzemeleri Türkiye'de bulmam ne mümkün. Olabilecek en yakın malzemeyle en yakın tatları yakalamaya çalışırım artık.
Favori yemeğim Şanghay usulü tatlı ekşi soslu balık:) Yaa ben bu blogda nasıl fotoğraf yayınlandığını bile unutmuşum yaaa...

21 Haziran 2011 Salı

Fondü aşkı !

Diyet biteli çok oluyor... İstediğim kiloya da ulaşmıştım değil mi:) Şimdi eski yeme alışlanlıklarına geri dönme zamanı. Şimdilik çikolatalısını denedim. Sonuç mükemmel:)

İlk fırsatta peynir eriterek de deneyeceğim.


20 Haziran 2011 Pazartesi

Dansediyorum... taralaralaaararaaaaaa:)


Dansediyorum...
Etmeye çalışıyorum...
Yok yok öğreniyorum:)
Üç hafta kadar önce tango dersleri almaya başladım. Çok uzun zamandır istediğim ama bir türlü başlayamadığım danstı. Gerçi yalan olmasın, salsa mı tango mu ya da başka birşey mi ne olacağına bir türlü karar veremiyordum. Salsaya daha çok eğilimliyken, bir arkadaşımın beni milongaya götürmesiyle evet dedim, tangodur dans. Hem dansı çok sevdim, hem dans ayakkabılarını, hem de kıyafetleri...
Evet tahmin edileceği gibi daha ilk derse başlamadan dikeceğim dans eteklerinin hayalini kurmaya başladım. Saçıma takacağım tokadan, süreceğim ojeye kadar...

Efenim renkli, simli, pullu tokalar yaptım. Bilahare fotoğraflarını koyacağım.
Burada düzgün kumaş yok diye taa Shenzhen'e (Çin) gidip metrelerce kumaş aldım. (Bilmeyenler için not: Burası Hong Kong)
Daha dans ayakkabılarımın siparişini veremeden, ayakkabıları taşımak için şık çantalar yaptım:)
Youtube'daki nerdeyse bütün tango videolarını izledim...
Vur diyince öldür böyle birşey olsa gerek...

Bugün pullu ayakkabı çantamız huzurunuzda olacak.

Malzemeler: Saten kumaş, pul işlemeli tül kumaş ve iki ucu püsküllü kalın ip


Çantanın boyutunu ben ayakkabı sığacak kadar hesapladım. Sonra ön ortaya gelecek şekilde pullu kumaşı kesip, (makine pul dikmediği için) elde saten kumaşın üstüne iliştirdim.



Dikişi arka ortaya gelecek şekilde bir torba diktim. Sonra torbanın ağzını, içinden ip geçirilecek şekilde kıvırdım.


Bu da bitmiş hali... Güya ayakkabı çantası ama şu haliyle bütün el çantalarımdan daha şık ve süslü oldu.
Öyle şıkır şıkır süslenip dans gecelerine giderken elimde naylon çantayla ayakkabı taşımayayım değil mi:)